Cumartesi , 2 Mart 2024
Anasayfa Life Tarih Kız Kulesi Tarihçesi ve Restorasyonu
Life Tarih

Kız Kulesi Tarihçesi ve Restorasyonu

Dilara ŞENŞAR, Y. Mimar, Akademisyen

Kız Kulesi, İstanbul Boğazı’nda yer alan ve İstanbul’un sembollerinden biri haline gelmiş olan tarihi bir yapıdır.

Kız Kulesi’nin tarihçesi oldukça eski dönemlere dayanmaktadır. Kız Kulesi’nin bulunduğu ada, antik dönemde birçok farklı medeniyetin egemenliği altında bulunmuştur. Bu dönemde ada üzerinde çeşitli amaçlarla kullanılan yapılar yer almıştır. 6. yüzyılda Bizans İmparatorluğu döneminde, Kız Kulesi’nin temelleri atılmıştır. İlk olarak “Leandros Kulesi” olarak adlandırılan bu yapı, daha sonra “Damalis Kulesi” olarak da anılmıştır.

Kız Kulesi’nin meşhur efsaneleri

Kalabalık bir kentin hemen her yanından görülüyor olmasına rağmen kolayca ulaşılamayan esrarengiz bir noktada yer alması, bu yalnız ve gizemli kule hakkında zaman içerisinde çok sayıda efsanenin anlatılmasına neden olmuş.

Bu efsanelerden en çok bilineni, bir zamanlar kuleye adını da vermiş olan Leandros efsanesi. Hikâye, onları birbirinden ayıran denize meydan okuyarak her gece gizlice buluşmayı başaran Leondros ve Hero adında iki gencin gizli aşkı ve yasak sevişmeleri üzerine kuruludur. Aşıkların hikâyesi ne yazık ki fırtınalı bir gece ve izleyen günde boğazın sularında acı bir sonla bitiyor. Rahibe Hero’nun, biricik aşkına Kız Kulesi’nden yol gösteren meşalesi o gece rüzgarın etkisiyle söner. İçini kaplayan endişeyle sabaha dek sevgilisini bekleyen Hero, gün aydınlandığında Leandros’un cansız bedenini karşı kıyıda görünce bu acıya dayanamaz ve o da kendini Kız Kulesi’nden Boğaz’ın azgın sularına bırakır.

Diğer bir efsane ise bir prensesin yılan tarafından ısırılması nedeniyle kısa süren yaşamı üzerine. Kızını, doğum gününü bayram ilan edecek kadar seven Bizans imparatoruna yaşlı bilginler prensesin 18 yaşına basmadan bir yılan tarafından ısırılarak öleceğini söyler. Buna önlem olarak imparator kızını denizin ortasındaki bu kuleye yerleştirir ancak kaderden kaçması mümkün olmaz. Adaya gönderilen bir meyve sepetinden çıkan yılan, prensesi zehirler. Bu efsanenin devamı Ayasofya’ya kadar uzar. Ayasofya’ya defnedilmiş olan prensesin metal tabutunun üzerindeki iki deliğin prensesin peşini bırakmayan yılanın işi olduğu söylenir.

Kullanım amaçları

Kız Kulesi’nin mekansal olarak kullanımı da zaman içinde farklı amaçlarla değişmiştir. Kız Kulesi, Bizans İmparatorluğu döneminde özellikle İstanbul Boğazı’ndaki gemi trafiğini izlemek için bir gözetleme kulesi olarak ve vergi toplam merkezi olarak kullanılmıştır. Kule; denizcilik faaliyetleri yanı sıra denizden gelen tehlikelere karşı bir uyarı sistemi olarak işlev görmüştür. Cenevizliler de, Kız Kulesi’ni bir gözetleme kulesi olarak kullanmışlardır.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kız Kulesi, bir ara hapishane olarak kullanılmıştır. Bu dönemde suçluların ve politik mahkumların hapsedildiği bir yer olarak işlev görmüştür. 1830’larda Kız Kulesi, kolera ve veba gibi salgın hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla karantina binası olarak kullanılmıştır. 19. yüzyılın sonlarına doğru ise Kız Kulesi, deniz feneri olarak kullanılmıştır. Kız Kulesi’ne yerleştirilen lambalar ve ayna sistemiyle gemilere yol gösterici bir işlev sağlamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti döneminde Kız Kulesi, farklı amaçlarla kullanılmıştır. Restorasyon çalışmaları yapılmış ve turistik bir cazibe merkezi haline getirilmiştir. Günümüzde Kız Kulesi, İstanbul’un önemli turistik mekanlarından biri olarak ziyaretçilere açıktır. Restoran olarak kullanılan kule, gece ışıklandırmalarıyla da dikkat çeker ve İstanbul Boğazı’nın en güzel manzarasını sunar. Kız Kulesi’nin tarihçesi, İstanbul’un tarihine ve kültürel zenginliğine önemli bir katkı sunmaktadır.

Kız Kulesi’nin tarih boyunca birçok restorasyon süreci geçirmiştir. Bu restorasyonlar, kuleyi korumak, yenilemek ve turistik bir cazibe merkezi olarak kullanılabilir hale getirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kız Kulesi’nin en kapsamlı restorasyon süreci 1995 yılında başlamış ve 2000 yılında tamamlanmıştır. Bu süreçte, kuledeki yapısal sorunlar giderilmiş, taş yüzeyler restore edilmiş ve iç mekan yeniden düzenlenmiştir. Ayrıca, Kız Kulesi çevresindeki alan düzenlenerek ziyaretçilere açık bir turistik mekan haline getirilmiştir.2021-2023 yılı arasında da  Kız Kulesi’nin çevresi ve taş döşeme yeniden restore edilmiştir. Bu restorasyon süreci, kuleye ulaşımı kolaylaştırmak ve çevresini daha çekici hale getirmek amacıyla estetik açıdan da çeşitli düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

Kız Kulesi’nin  gece ışıklandırması, kuleyi İstanbul Boğazı’nın muhteşem manzarası içinde ön plana çıkaran bir özelliktir. Kız Kulesi’nin restorasyon süreçleri, tarihi yapının korunması ve turistik bir cazibe merkezi olarak işlev görmesi için önemlidir. Restorasyon çalışmaları hem yapının dayanıklılığını artırmak hem de ziyaretçilere daha iyi bir deneyim sunmak için gerçekleştirilir. Bu süreçler sırasında tarihi ve kültürel öneme sahip detaylar da korunmaya çalışılır.

Bir ilham kaynağı

Kökleri milattan önceye uzanan Kız Kulesi, yalnızlığın ve ulaşılmazlığın simgesi olan görünümü ve kendine özgü estetiğiyle yüzyıllardır aşıklara olduğu kadar, aralarında ünlü yazar, şair, ressam, müzisyen ve fotoğrafçının da bulunduğu çok sayıda sanatçıya ilham kaynağı olmuş.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Kız Kulesi’nden bahsederken “deniz içinde karadan bir ok atımı uzaklıkta sanatkârane yapılmış yüksek bir kule” ifadelerini kullanır.

Galata Kulesi ve Bayazıt Kulesi ile birlikte İstanbul denince akla gelen üç tarihi kuleden biri olan Kız Kulesi, fotoğraf severler için en çekici mekân ve konulardan biridir. Yalnızlık, romantizm ve gizem kadar, asırlar boyunca Boğaz’ın dev akıntılarına meydan okumuş mütevazı bir gücü de simgeleyen Kız Kulesi, manzara, dokümanter ve mimari fotoğrafların güçlü bir ögesi olmuş.

Kız Kulesi, İstanbul’un sembolik yapılarından biri olarak hala ziyaretçiler tarafından çokça ilgi görmektedir ve bu restorasyonlar bu ilgiyi sürdürmeye yardımcı olmuştur. Günümüzde Kız Kulesi, restoran ve turistik bir mekan olarak kullanılmaktadır. İç mekan, restoran ve kafe olarak düzenlenmiş, ziyaretçilere İstanbul Boğazı’nın muhteşem manzarası eşliğinde yemek ve eğlence fırsatları sunmaktadır. Kız Kulesi, evlenme teklifleri, özel etkinlikler ve turistik geziler için popüler bir mekan haline gelmiştir.

Kız Kulesi’nin yapısında çeşitli malzemeler kullanılmıştır. Kız Kulesi’nin temel yapısı ve duvarları taş malzemeden inşa edilmiştir. Bu taşlar, İstanbul yakın çevresinden çıkarılmış ve inşa edildiği döneme ait taş ocaklarından üretilen malzemelerdir. Kulede İstanbul ve yakın çevresinin jeolojisini oluşturan kayaçların yaygın kullanımı dikkati çeliyor. Özellikle Devoniyen yaşlı Kireçtaşları, Bazalt lavları ve İstanbul Mimarisinin vazgeçilmez malzemesi Küfeki Taşı.

Doğal taşların kullanımı, binanın dayanıklılığını artırmak ve estetik bir görünüm kazandırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kız Kulesi’nin temeli, denizin üzerine inşa edilmiştir ve bu temelde büyük doğal taş blokları kullanılmıştır. Bu büyük taş bloklar, binanın denize dayanıklılığını sağlamıştır. Kulenin dış duvarları ve dış cepheleri de doğal taşlarla kaplanmıştır. Bu taşlar, özellikle Bizans dönemine ait olduğu düşünülen taşlarla kaplanmıştır. Taşlar, binanın dayanıklılığını artırmış ve onu çevresindeki deniz etkilerinden korumuştur. Kız Kulesi’nin iç mekanlarında ve bazı bölümlerinde mozaikler ve seramik süslemeler kullanılmıştır. Bu süslemelerde de doğal taşlar sıklıkla kullanılmıştır. Mozaikler ve seramikler, binanın iç mekanlarını renklendirmiş ve estetik açıdan zenginleştirmiştir. Doğal taşların kullanımı, Kız Kulesi’nin tarih boyunca ayakta kalmasını ve İstanbul Boğazı’nın sembolik yapısı olarak varlığını sürdürmesini sağlamıştır.

İlginizi Çekebilir

İstanbul’un Feshane Yapısı: Bir Tarihi Miras ve Kültür Sanat Merkezi

Dilara ŞENŞAR, Y. Mimar, Akademisyen Feshane, Osmanlı Devleti’nin modernleşme sürecinde önemli rol...