Perşembe , 18 Temmuz 2024
Life Arkeoloji

Smyrna Agorası

Dilara ŞENŞAR, Y.Mimar, Akademisyen

Smyrna Agorası Ören Yeri kazı çalışmaları, Cumhuriyetin ilk kazı faaliyetlerinden biri olarak 1932 yılında başlamıştır. Smyrna Agorası, antik kentin akropol tepesi Kadifekale ile bir zamanlar antik kentin limanı olan Kemeraltı arasındaki yamaçta, eğimin en az olduğu yerde inşa edilmiştir. Şehir kapılarına ve mahallelerine en uygun mesafede bulunan agora, ızgara planına göre inşa edilen kentin merkezinde yer almaktadır.

Smyrna Agorası, dört tarafı insanların güneşli, yağmurlu, soğuk ve sıcak havalarda korunması ve sığınması için kullanılan stoa/portiko adı ile bilinen sundurmalarla çevrili geniş bir avlu idi. Agora; anıtları, heykelleri, sunak, oturma basamakları ile kentin idari, adli ve ticari merkezi olarak çok hareketli bir toplanma alanı idi.

Smyrna Agora Bazilikası Roma İmparatorluk Dönemi’nde ticari ve adli işlere ev sahipliği yapmıştır. Grafitilerin bulunduğu bodrum kat galerileri ise daha çok satış, pazarlama ve depolama amaçlı olarak perakendeci ve toptancılar tarafından kullanılmıştır. Bazilika duvar yazıları boya ve kazıma ile yapılmıştır. Grafiti tekniğindeki kazı ve resimler sivri uçlu bir metal kalem veya nesne ile sıva kazınarak yapılmıştır. Resim ve yazılarda daha çok siyah renk kullanılmış olmakla beraber az sayıda kırmızı, kahverengi örnekler de vardır.

Duvarlarda günümüze ulaşan bir harften bir kelime veya cümleye, bir resme kadar korunabilmiş onlarca grafiti bulunmaktadır. Grafitiler MS 2. Yüzyılın sonu ile MS 4. Yüzyılın başına kadar olan süreçteki Smyrna’daki ve genel olarak Roma İmparatorluk Dönemi’ndeki günlük yaşama ilişkin bilgiler sunmaktadır. İlk sırada boya ve kazıma ile iyi detaylandırılmış irili ufaklı ticaret ve savaş gemileri yer almaktadır. İkinci sırada, ticaret erbabının bereket sembolü Priapos tasvirleri gelmektedir. Bunları silahlarını kuşanmış, bazen tek başına bazen ise bir mücadele içinde tasvir edilmiş gladyatörler takip eder. Bu tasvirler Roma İmparatorluk Döneminin bu en popüler göstergesine Smyrnalıların oldukça ilgi gösterdiklerini işaret etmektedir. Nitekim İzmir de bir Gladyatör Okulu’nun olduğu da bilinmektedir.

Bodrum katı dört galerili olan yapının zemin ve üst katı, geniş bir orta galeri ve iki dar olan yan galerileri ayıran iç mekandaki iki sıra halinde uzanan sütunları konglomeradandır. Konglomera sütunlar yapının içinde kullanılan diğer mermer mimari elemanlarla birlikte bir renk cümbüşü yaratmaktadır. Zemin katının tabanı mermer plakalar ile kaplanmıştır. Bazilika’nın kuzey cephesi avlu ile Kuzey Cadde arasındaki kot farkı nedeniyle üç katlı bir görünüme sahiptir, 3. Kat seviyesinde bir sıra pencerenin var olduğu düşünülmektedir.

Bazilikanın oldukça iyi korunmuş durumdaki bodrum katı galeriden oluşmaktadır. Güneydeki birinci ve ikinci galerilerin üstü 55 adet kemer ve kemerlerin üzerine yerleştirilen düzgün taş plakalar ile örtülmüştür.  Kemerler kesme taşlardan yapılmıştır. Birinci galeride her iki kemerden biri, MS 178’deki depremden sonra üst katları güçlendirmek için kare planlı moloz ve devşirme malzemeden yapılmış desteklerle güçlendirmiştir. Her iki galerinin doğu ve batı ucunda bulunan çapraz kemerler, döneminin ender örneklerindendir.

Üçüncü galeri ise kesme taştan kemerlerle desteklenmiş moloz taştan tonozlu bir üst örtüye sahiptir. Üçüncü galeri, çok sayıda kapı ile ikinci galeriye bağlanmaktadır. Galerinin içinde, moloz ve devşirme taş malzemeden yapılmış temellere sahip çok sayıda küçük mekan bulunmaktadır. Bu mekanların kemik, cam, seramik alet ve kapların üretimi veya satışı amaçlı birimler olarak kullanıldıkları ve bu haliyle kapalı çarşı benzeri bir işleve sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Dördüncü galeri farklı işlevleri nedeniyle farklı bir plana sahiptir. Galerinin her ikin ucunda üst örtüsü tonozlu beşer mekan ve bunlara bitişik, anıtsal özellikler gösteren ve Agora’nın Kuzey Caddesi ile ilişkisinin sağlayan iki giriş kapısı bulunmaktadır. Giriş kapıları arasında ve bu kapılar ile girilebilen ince uzun bir salon yer almaktadır. Tonoz örtülü olan bu mekanın mermer zemin ve duvar kaplamaları buranın prestijli bir salon olduğunu göstermektedir. Birinci ve ikinci galerilerin kemer ayakları ve bölme duvarlarının sıvaları üzerinde kazıma ve boyama olarak yapılmış, Geç Roma Dönemi’nin günlük yaşamından kesitler aktaran resimler ve yazılar yer almaktadır. 

Batı Portiko, Agora avlu alanını çevreleyen sütunlu galerilerden biridir. Helenistik Dönem’de bodrum katı bulunan tek katlı ve iki galerili bir yapı olarak inşa edilmişti. Roma Dönemi’nde ise kemer ve tonoz tekniği kullanılarak inşa edilen bodrum katı üzerinde bu kez iki katlı ve 3 galerili bir yapıya dönüştürülmüştür. Portikonun iki katlı cephesinde mermer korinth başlıkları taşıyan granit sütunlar postamentler üzerinde yükselmektedir. Benzer uygulama yapı içindeki sütun sıralarında da kullanıldı. Üst katın tabanının ahşap olduğu düşünülmektedir. MS 178’deki büyük depremde Smyrna’nın tüm diğer yapıları gibi hasar görmüştür. Deprem sonrasında zemin katın sütunları arasında uzanan mermer kirişleri onarılarak tekrar yerine konulmuştur. Ancak bu onarımın yetersiz kalabileceği düşünülerek sütunlar arasına kesme taş kemerler eklenerek kirişler desteklenmiştir.

Avlu zemininden portikoya üç basamaklı bir merdiven ile çıkılmaktadır. İkinci basamakta görülen dikdörtgen açıklıklar portikonun iyi korunmuş olan üç galerili bodrum katının ışıklandırılmasını ve havalandırılmasını sağlamaktadır. Roma Dönemi’nde bodrum katın kemerli taşıyıcı sistemi yapının iki katlı inşa edilmesini sağlamıştır. Geç Antik Çağ’da portikonun bodrum katı çok hazneli bir sarnıca dönüştürülmüştür. Portikonun arkasında Roma Dönemi Kent Meclisi ile politik, sosyal ve kültürel amaçlarla kullanıldığı düşünülen Mozaikli Salon bulunmaktadır.

Batı Portiko’nun güney sonunda Faustina Kapısı yer almaktadır. Faustina Kapısı, Liman’dan gelen caddenin Agora’ya ulaştığı noktada yer alıyordu. Kapı ismini, kilit taşı üzerinde bulunan, Roma İmparatoru MarcusAurelius’un eşi Genç Faustina’ya ait portreden almaktadır. MS 178’deki büyük depremin ardından Smyrnalıların kentin onarılmasına destek veren Marcus Aurelius’a olan minnet duygularını ifade etmek için bu anıtsal kapıyı inşa ettirdikleri kabul edilmektedir. Çift kemerli olan kapının sağdaki kemerinin kilit taşı üzerinde İmparatoriçe Genç Faustina’nın portresi, soldaki kemeri üzerinde ise Marcus Aurelius’un portresi yer almaktadır.

Agora’da; tüm geçmiş dönem medeniyetlerinde olduğu gibi bölgesel doğaltaşlar tercih edilmiştir. Özellikle Karaburun yarımadası kireçtaşları yine Menderes masifine ait mermerler hemen dikkati çekmektedir. Muğla- Aydın- Tire- Belevi mermerleri yanı sıra Kozak ve Ezine Kestanbol granitleri de görülmektedir.

Moğol HükümdarıTimurlenk’in Batı’da en son ulaştığı kent olan Smyrna/İzmir 14. yüzyılda Aydınoğulları Beyliği’nin merkezi olurken 15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiş ve devletin en büyük ticari limanı olarak günümüze kadar bu özelliğini sürdürmüştür. Osmanlı Dönemi’nde Agora eski Pazar olarak anılırken, doğu bölümü açık ibadet alanına yani bir Namazgah’a, avlusu ise bu kez Türk-Müslüman, mezarlık olarak kullanılmasından dolayı da batı bölümü Mezarlıkbaşı olarak adlandırılmaktadır.

Dünyanın en büyük açık hava alışveriş merkezi olan ve UNESCO Geçici Listesi’nde bulunan Kemeraltı’nın ortaya çıkışı  da aslında Smyrna Agorası’nın günümüze yansımasıdır. Büyükşehir Belediyesi tarafından kamulaştırılan alanda bulunan ve 900 metrekarelik alanın hemen hemen yarısını kaplayan mozaik döşeme, büyüklüğü ve yerinde korunmuş olması ile İzmir ve Batı Anadolu için bir ilk olma özelliği taşıyor.