Bu yıl daha çok çalışacağız

Bu yıl daha çok çalışacağız

Kısa bir süre önce iki dergimizin genel yayın yönetmeni TÜMMER’ i arayarak yeni sayılarının yakında çıkacağını ve bu sayılara da benden yazı beklediklerini bildirmişler. Bu arkadaşlarımızdan biri yazılacak konu hakkında da fikir vererek işimi kolaylaştırmak istemiş. Sağ olsun! Doğrusu ben de arkadaşımızın önerisine yakın düşünmüştüm: Geride bıraktığımız yılın değerlendirmesi ve önümüzdeki yılın getirebileceklerini yazmalıydım...

Ne var ki yazıyı kaleme almayı planladığım günün akşamında, Beşiktaş’ da patlayan iki bomba yine mahşeri saatler yaşanmasına ve bütün dünyanın gözünün Türkiye’ ye dönmesine neden oldu. Aynı zamanda Mevlid Kandil’inin arefesinde gerçekleştirilen o vahşet, bilindiği gibi aramızdan 44 can aldı, 155 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlandı. Bu canice saldırıyla birlikte, son bir yılda ülkemizde çeşitli terör örgütleri tarafından 17 canlı bomba patlatılmış ve bu yoldan 400’ü aşkın vatandaşımız da yaşamını yitirmişti. Bu terör eylemlerini yapanlara ve yaptıranlara lanet olsun.

Yazık ki uzun zamandır ülke olarak talihsiz bir dönem yaşıyoruz. Durmaksızın kan akıyor, gencecik evlatlarımız hayatlarının baharında yaşama veda ediyor ve yüreğimizi yakıyor. Yakıyor ve yakmanın, bu acıların sonu gelmiyor. Ancak durumumuzu çok güzel özetleyen klişe bir sözle ifade edildiği gibi yine de dünya dönüyor ve kalanlar için hayat devam ediyor.

Her türlü terör eylemlerinin iş hayatına olan etkisine gelince; ülkemizin bir kesiminde metaliklerden endüstriyel hammaddelere, kalkerden mermere kadar madencilik, belki de bu çalkantılardan en çok etkilenen sektör oldu. Doğuda patlayan bombalar bu bölgede yer alan işletmelerimizin büyük ölçüde çalışamaz hale gelmesine yol açtı. Diyarbakır gibi bir ilimizde bırakalım yeni ocak açmayı, var olan ocaklar da bir bir kapanmaya başladı. Elazığ’da yeni ocak açılamıyor, gittikçe mermercilik artık sözü edilen bir uğraş olmaktan çıkar hale geliyor. Daha da kötüsü bu etki giderek geniş bir coğrafyayı etkiler hale geliyor.

Bir yanda bu olumsuzluklar yaşanırken bir yandan da 2014 yılından bu yana daralmakta olan uluslararası pazar, 2016 yılını daralarak kapattığı gibi 2017 yılında dış pazarın iyileşebileceğine dair bir belirti de göstermiyor. Ancak meslektaşlarımız her şeye rağmen büyük bir mücadele azmi ve özveriyle çalışmaya devam ediyorlar. Çünkü onlar biliyorlar ki zorlaşmakta olan küresel rekabet koşullarına rağmen kazanmak ve ülkeye kazandırmak her zamankinden daha önemli bir durumu dayatıyor. Dahası, dünya çok büyüktür ve her birimiz eskisi kadar olmasa da her halükarda ürettiklerine bir pazar bulacaklardır. Ve bu ekonomik ortamda çok üretip çok satma zorunlulukları olduğunu da asla unutmayacaklardır.

İç ve dış güvenlik konularında sorunlar yaşayan ülkemizin, ekonomik konularda da rahat olmadığını anlatmamıza gerek yok. Bu konuda ihtiyaç duyulan başlıca materyal ise $ ve ¤ gibi döviz cinsleridir. Çünkü bizler dâhil, bütün yatırımcılarımız bu para birimleri ile borçlanmışlar ve bu paralarla ödeme yapacaklardır. Bizlerin oluşturduğu madencilik sektöründe olduğu gibi katma değeri yüksek ürünler üreten kesimlerin yapacağı ihracat, bu günün koşullarında bence bir kutsiyet arz etmektedir. Üreticiihracatçılarımızın kazanacağı her miktar döviz, ülkemizin rahat nefes almasına da hizmet edecektir.

Ben, mermer üretici ve ihracatçılarımızın gerekli hedefe ulaşmak için hiç bir fedakârlıktan kaçınmayacaklarından ve dünyayı dolaşarak yeni pazarlar bulacaklarından yana kuşku duymuyorum. Dağ başlarında yeni ürün çeşitleri bulmak ve ocak açmak için de canlarını dişlerine takarak aynı özveriyi göstereceklerdir. Çünkü mermercilik bir aşktır, ama bugünün koşullarında ise bir vatanseverliktir. Her madenci ve mermerci meslektaşımız aynı zamanda ekonomik savaşın yorulmayan, yılmayan bir savaşçısıdır da.

Ancak sektörümüzün başarısı sadece bizlerle sağlanabilecek kadar basit değildir. Bu konuda başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız olmak üzere ilgili Bakanlıklarımızın da mevzuat konusunda önümüzün açılmasında bizlere yardımcı olmaları gerekmektedir. Büyük ölçüde hain Fetö belası da başımızdan def edildiğine göre, önümüzde mevzuat diye bir engelin kalmayacağını umuyorum.

Özetlemek gerekirse; bizim görevimiz ocak ve fabrika boyutuyla imkânlarımızı sonuna kadar kullanıp çok üretmek ve bütün dünyayı hedef pazar yaparak çok satmak, hükümetimizden beklentimiz de mevzuatta üretimin daralmasına neden olan bir - iki unsurun kaldırılması olacaktır. İnanıyorum ki gerek sektör, gerekse ülke olarak bu zor zamanları en kısa zamanda aşıp hedefimize ulaşmak için önümüzdeki engelleri kaldıracağız.

Hoşça kalın derken yeni yılınızı kutlar, başarılı ve bol kazançlı bir sezon dilerim. Her şey gönlünüzce olsun!