MADENLER İŞLETİLİRSE DEĞERLİDİR

MADENLER İŞLETİLİRSE DEĞERLİDİR

İnsanlığın çağdaş yaşama doğru yolculuğu, yüzlerce yıl öncesinde madenlerin bulunması ile başlamıştır. Bugünkü dünyamızda madencilik modern hayatın can damarı olmuştur. Yaşadığımız ev, yollar, köprüler, otomobil, uçak, tren, gemi, televizyon, bilgisayar, cep telefonları, röntgen cihazı, ameliyat yapılan neşter aklınıza ne geliyorsa madenlerden ya da madencilik ürünlerinden yapılmaktadır.

Yeraltı kaynakları toplumun ortak değerleri olup, madencilik ülke ekonomisi ve kalkınmasında en önemli sektörlerin başında gelmektedir. Madenlerini yeterince işletemeyen ülkelerin kalkınması ve refah düzeyini arttırması mümkün değildir.

Dünyamızda insanların refaha ulaşım isteği ve teknolojik gelişim nedeniyle madenlere olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. 1980 yılında 4,5 milyar nüfusa sahip dünyamızda maden üretimi kişi başı 5,3 ton iken, 2017'den nüfus 7,5 milyar'a ulaşmış kişi başı üretim de artarak 9,6 ton'a yükselmiştir. Bu yüzden 1980 yılında 24 milyar ton maden üretilirken, 2017 yılında üretim miktarı 3 kat artarak 72 milyar ton'a yükselmiştir. Bu durum birçok sosyal ve çevresel sorunları da beraberinde getirmektedir.

Ülkemizin mevcut maden potansiyelini yeterince değerlendirebildiğini söyleyebilir miyiz? Rakamlara baktığımızda madencilikte dışa bağımlılığımız devam etmektedir. Toplam ithalatımızın yaklaşık %75'i enerji, hammadde ve ara mal kalemlerinden oluşmaktadır. Ülkemiz ithal kömür; demir cevheri, altın, bakır, kurşun, çinko ve birçok maden ve metale her yıl yaklaşık 25-30 milyar USD bedel ödemektedir. Kendi maden potansiyelimizi değerlendirmede ciddi sorunlar yaşadıkça bu bedel her geçen gün daha da artacaktır.

Bugün refah düzeyi yüksek ülkelerin geldiği nokta analiz edildiğinde bu ülkelerin enerji ve maden ihtiyacını kendi öz kaynakları ile karşıladıkları görülmektedir. Ülkemizin gerek enerji gerekse diğer maden varlıklarını öncelikle araştırması ve bilmesi, sonrasında bunların önce insan ve çevre duyarlılığı ile sürdürülebilir kaynak kullanımı ilkesi doğrultusunda dışa bağımlı olmadan kamu yararı gözetilerek üretmesi ve kullanması kaçınılmazdır.

Bugün madencilik sektörü cam, seramik, döküm, demir çelik, inşaat, çimento, kireç, alçı, kağıt vb birçok sektörün hammadde ihtiyacını karşılamaktadır. Bu sektörlerin ülke ekonomisine katkısı 40 milyar USD seviyelerindedir.

Milyarlarca senede oluşan madenleri taşıyamayacağımızdan bulunduğu yerde üretme zorunluluğumuz vardır. Madenlerin bulunduğu yerlerin büyük çoğunluğu da Orman arazilerinde kalmaktadır. Ülkemizdeki Maden-Orman İlişkilerinin ne olduğunu da açmamız gerektiğine inanıyor, toplumda oluşan-oluşturulan birçok yanlış bilgi ve algının değişmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Ülkemiz Orman alanları 22.621.935 hektardır. Bunun sadece 65.883 hektarı madencilik faaliyetlerine geçici olarak tahsis edilmiştir. Bu alanın toplam ormanlık alana oranı Binde 2,9'dur. Bu alanların büyük çoğunluğu da bozuk baltalık - çok bozuk baltalık tabir edilen ağaçsız alanlardır. Rezerv bittiğinde, İşletme faaliyetleri sonlandığında tahsis edilen alan rehabilite edilerek Orman Genel Müdürlüğüne ağaçlandırılmak üzere teslim edilmektedir. Orman dışı alanlarda rehabilite edilerek ağaçlandırılmakta ve doğaya geri kazandırılmaktadır. Birçok iyi örnekler olduğu gibi bu konuda sektör olarak eksiklerimizin, yanlışlarımızın olduğunu da belirtmek isterim. Ancak her geçen gün artan bir bilinç ve oran ile iyileşmeler görmekteyiz. Ülkemiz Ormanlık alanları 1973-2018 yıllarında %10,7, Orman serveti de %43,58 artış göstermiştir.

Ülkemizin her yıl 31 milyon m3 ağaç-kereste ihtiyacı vardır. Bunun 21 milyon m3'ünü Orman Genel Müdürlüğü sağlanmaktadır. Geri kalan 10 milyon m3'ü ise özel orman alanları ve ithalat yolu ile karşılanmaktadır. Günümüzde mobilya'dan, kağıt sanayine birçok sektör için ağaç yetiştirilmekte, yetiştirilenler de zamanı geldiğinde kesilmektedir. 2010 yılında yapılan meclis araştırmasındaki rapora göre her 100.000 ( yüzbin) ağaçtan sadece 1(bir)'i madencilik için kesilmektedir.

Geçtiğimiz sene yine bu sayfalarda 2018 yılını değerlendirirken birçok sorunlarımızı dile getirmiştim. Temelinde ruhsat güvencesinin arttırılmasından, izin süreçlerinin öngörülebilir ve şeffaf olmasından, ağırlaşan yükler ve ödenemez duruma gelmiş orman bedellerinden bahsetmiştim.

E.T.K.B. - Mapeg tarafında işlerin hızlandığını söyleyebiliriz. Ancak 2019 yılında Orman Bakanlığı tarafında verilen izinlerdeki belirsizlikler ve kilitlenmeler sektörü son derece olumsuz etkilemiştir. Son 1-2 ayda izinlerde olumlu gelişme olsa da henüz istenilen düzeyde değildir. Orman bedellerinin Kanada, Avustralya, Amerika vb madencilikte gelişmiş birçok ülkeye göre 1000-1200 kat yüksek olması sektörü hareket edemez hale getirmiştir.

Sektörün derin sorunları 2019 yılında da artarak devam etmiş sektör küçülmüş, bu küçülme ihracat rakamlarına düşüş olarak yansımıştır. 2020 yılına adım attığımız bu günlerde ETKB- MAPEG tarafından başlatılan YENİ BİR MADEN KANUNU çalışması ve bu çalışmada sektör STK ve bileşenlerinin görüş ve önerilerinin de dikkate alınması konusunda gösterilen özen sektörün umudunu arttırmaktadır.

2020'de Dünya Ekonomisindeki olumsuz havanın değişmesini, bölgesel savaşların ve ticaret savaşlarının azalarak son bulmasını, sektörün sorunlarının çözülerek önünün açılması dileklerimi iletiyor saygılar sunuyorum.