Öney Mimarlık

Öney Mimarlık

Öney Mimarlık farklı bir damga taşıyan, her biri kendi hikayesini anlatan iç mekanlar yaratıyor. Deneyimselin yanı sıra estetik bir yaklaşımla, her bir mekan için ayrı ve farkındalık yaratan yöntemler üretiyor. İç Mekanlar; sadece modaya uygun değil, sonsuza dek sürecek bir özenle tasarlanıyor.

Öney Mimarlık; Handan ve Mustafa Öney’in kurduğu bir mimarlık ofisi. Mustafa Bey mimarlığı seçiş sebebini şöyle özetliyor: “Babam güzel sanatlar akademisinin yetiştirdiği Cumhuriyet döneminin ilk mimarlarındandı. Babamın tasarlayıp, yaptığı evimizin

fonksiyonu ve güzelliği bana hep yol gösterici oldu. Handan Hanım ise, Moda ve mücevher tasarımı eğitimi almış. Öney Mimarlığa ait showroom’lardan ve idari işlerden sorumlu; proje ve tasarımları ise Mustafa Bey’in koordinasyonunda yürütülüyor. Ve şimdi ailede 3. Kuşak mimarlar da göreve hazır. Çiftin çocukları genç mimarlar Alihan ve Handan Öney kardeşler; “Öney Mimarlık’ı ve mimari vizyonumuzu ileride çok farklı noktalara çekerek Türkiye markası yaratmak gibi hedeflerimiz var. Beraber bu idealler üstünde çalışmayı planlıyoruz.” diyerek Öney Mimarlık’ı uluslararası bir mimarlık şirketi olarak görmek istediklerini belirtiyorlar.

Öney Mimarlık çalışmalarında yoğun olarak doğaltaşlar kullanıyor. Biz de Mustafa Bey’in bu konudaki görüşlerini sizlerle paylaşmak istedik:

Mermer öyle bir ürün ki bir daha birebir aynısını görmeniz, bulmanız mümkün değil. Bir sanat eseri gibi tek ve eşsiz…

Malzeme olarak mermere, onun mimari projeye kattığı değere hayranım. Uzun yıllardır bu malzemeyle çalışıyorum. Taşların özelliklerini dikkate alarak doğru ürün seçmede yıllar içinde çok fazla deneyim kazandım. Doğal malzemelerle, özellikle de mermerle çalışırken sürprizlerle karşılaşırsınız. Mermer, işlemden geçtiğinde size neler sunacağını öngöremediğiniz malzemelerin başında gelir. Bazen damarı tanımak bile sonuç için yeterli ipucunu vermez. Bu sürprizli görüntü ve keyifli detaylar aynı zamanda proje için en değerli dokunuşu oluşturur. İşlem sonrasında edindiği zarif estetiğine karşın, özündeki doğal sertlik mekânlarda kontrast yaratır.

Mermer, tasarımı şekillendiren bir malzeme. Kesildiğinde ortaya çıkan renk ve desen tasarım için bir çağrışım ve ilham kaynağı…

Mermer, tasarımı da şekillendiren bir malzeme. Kesildiğinde ortaya çıkan renk ve desen tasarım için bir çağrışım ve ilham kaynağı. Mimari hayatımın başlangıcından bugüne kadar vazgeçilmez olan malzemelerin de başında gelir. İç mekân uygulamalarının yanı sıra, mermer kullanarak birçok masa, banko, bar ve benzeri ürünler tasarladım. Mermeri tek başına, başka bir malzeme ile birlikte; zeminde, duvarda, dekoratif unsurlarda veya özel tasarımlarda kullanabiliyor olmak da malzemenin tasarıma sunduğu ayrı bir esneklik ve zenginlik. Aynı zamanda yaşayan bir malzeme ve bu yaşanmışlığı da en iyi, çok fazla insanın ziyaret ettiği mekânlarda vurgulu bir biçimde hissetmek mümkün. Örneğin İtalya’daki dini yapıları ziyaret ettiğinizde, kullanılan mermerler yapım yılına bağlı olarak çok çeşitli. Bu çeşitlilik ve mermerin zamanla yıpranmasının verdiği yaşanmışlık, dünya hakimiyetinin hangi evrelerde olduğunun da mesajını verir. Geçmişte, dönem dönem belirli mermer türleri ön plana çıkmıştır. Kullanım açısından baktığımız zaman, modern bir sonuç elde etmek için yeni bulunan ocakların ürünleri tercih edilebilir. Buna karşın, tedariki uzun yıllar devam eden ürünler tercih edilirse daha klasik mekânlar elde edilecektir. Şu an içinde bulunduğumuz mekânda da ahşap ile birlikte klasik bir mermer kullanımı bunun bir örneği.

Uygulama...

Mermeri tanıyan değerini iyi bilir. Her ne kadar günümüzde mermerin görüntüsüne öykünen ve onun kullanım zorluklarını ortadan kaldıran ürünler piyasaya çıksa da, benim önceliğim her zaman doğal olanı kullanmak oldu. Örneğin; Tasos çok zor bulunan bir mermer. Özellikle de en kalitelisi olan bembeyaz türleri kimi zaman seramik veya boyanmış bir ürünle bile karıştırılabilir. Bir holding binası yaparken Tasos mermeri kullandık. Asimetrik ve özel kesimlerle çok ilginç bir zemin ortaya çıktı. Malzemenin kendi estetiğinin ötesinde mimari olarak önemli olan mermeri işlemenin detayında saklı ince tasarım. Bu projenin uygulaması bizim için de sıra dışı bir çalışma oldu. Standart olarak döşenmedi, geçiş aralarına paslanmaz koyularak birbirinden farklı üçgen ve çokgen kesim mermerler yerleştirildi. Parçalar bir araya geldiğinde futuristik bir şekilde lazer ışınları ile kesilmiş gibi bir görüntü oluşturdu. Malzeme seçimiyle yönetim katı olduğu tanımlanan mekân algısı, detayların benzersizliğiyle desteklenmiş oldu. Granit Center’ın hazırladığı 3.000’e yakın farklı parçayı kullandık. En kritik nokta malzemeyi iyi tanımak ve hangi ortamda nasıl kullanılabileceği konusunda bilgi ve deneyime sahip olmak.

Geçmiş dönemlere baktığımızda mermeri işlemede uzmanlaşmış çok fazla usta vardı. Benim açımdan bu ustalığın en iyi okunduğu yerlerden biri biraz ironik gelse de mezarlıklardır. Özellikle Ermeni ve Rum mezarları birer sanat eseri gibidir. Hatta bu konuyla ilgili bir de anım var. Sürekli olarak projelerini yaptığım bir aile vardı. Birinin evini yapınca diğeri, bir sonraki derken aileden yeni bir proje isteği geldi: Bir malikane projesi. Bilgisayar teknolojisi olmadığından, konsept projeyi el ile çizip, sulu boya ile renklendiriyorduk. Bu gerçekten çok zahmetli bir üretim. Bu zahmetin avantajı, mimariyi daha sıcak, daha içten yapan bir sunum yöntemi olması. Proje çizimlerimde her yeri mermerle şekillendirdim. Projeyi o kadar detaylı ele aldım ki, mermerlerin damarlarına kadar çizimlerime yansıttım. Büyük çaba, çalışma, detaylıca hazırlanan paftalar ile yapılan sunumdan sonra proje çok beğenildi. Yabancı ve çok az Türkçe bilen ev sahiplerinden biri malzemenin ne olduğunu sordu. Mermer dediğimde de “Mermer nedir, nasıl bir malzeme?” sorusu geldi. En kestirme şekliyle “Hani mezarlarda kullanılan...” demiş bulundum ve o mezar sözü üzerine mermer istenmeyen malzeme oldu. Tüm projeyi değiştirmek zorunda kaldık. Mermer yerine alçıdan kolonlar tasarladık.

Bugün mermer ile ilgili mezar taşı algısı yok. Hatta mezarlarda en fazla kullanılan Marmara mermerini de farklı kesimlerle birçok projede farklı şekillerde görmek mümkün. Dünyanın en zengin bölgelerinden biriyiz. Bu çeşitliliğin imparatorluk döneminde mekânlara çok fazla yansımadığını düşünüyorum. İmparatorluğun merkezi Marmara bölgesinde olduğu için yakın çevre mermerleri daha yoğun şekilde kullanılmış, özellikle de hamamlarda ve mezar başlarında. Dayanıklı bir taş olduğu için bu algı olarak da yerleşmiş. Şimdi çok farklı yapılarda kullanılıyor. Marmara mermerini freze ile kestiğiniz zaman oluşan siyah beyaz çizgiler, modern bir mekânda kullandığınızda farklı bir tasarım dili oluşturuyor. Son zamanlarda Amerikalı mimarlar tarafından da Marmara mermeri sıklıkla kullanılmaya başlandı. İtalyanların mermer sunum tezgahlarında Marmara mermeri de hak ettiği yeri alıyor artık. Doğaltaşlarımızda ve seleksiyonlarında oldukça geniş bir yelpaze söz konusu. Elazığ’ın vişne rengi ile Diyarbakır’ın siyah mermeri çok özel çeşitlerden. Simsiyah bir mermer ile bir mağaza projelendirmiştim. Bu homojen taşın kullanımı çok etkileyici olmuştu.

Mermer öyle bir ürün ki bir daha birebir aynısını görmeniz, bulmanız mümkün değil. Bir sanat eseri gibi tek ve eşsiz. Şimdi nakliyenin kolaylaşması sayesinde çok çeşitli örnekleri bulunabiliyor. Yine de her taşı her ortamda kullanamıyorsunuz, çünkü bazı türlerini banko, masa veya zemin olarak görmeye gözümüz çok alıştı. Kullanılan mermer farklı olmalı veya mermeri öyle farklılık yaratacak şekilde kullanmalısınız ki, gözümüzün çok alıştığı mekânlardan ayrışarak yeni bir hikaye oluşturabilsin.